English Arabic German Turkish

Özel Haber

 

  Ana Sayfa     Foto Galeri     Video Galeri     Mahalmi Sözlük     Şiirler     Aydınlarımız     Mahalmi Edebiyatı  
  You are here:  Anasayfa Geleneklerimiz Tezyid-Hariyrê-Matbah
Tezyid-Hariyrê-Matbah PDF Yazdır E-posta
Yazar Abdulkadir ALTAY   
Pazar, 03 Mayıs 2009 19:41
Tezyid İzbib /Üzüm Kurutma

Bugünlerde Arap Diyarında/Mahalmi bölgesinde üzün kurutma işleri yapılıyor. Üzümlerin olgunlaşmasından sonra yapılan bu işlerin hazırlıkları kıştan başlar. Kıştan nasıl başlar? diye sorup merak edenler belki bilmezler.

Burada kurutulacak olan üzümlerin ilacı, kışın ısınmak amacıyla yakılan odun külünden yapılıyor. Kışın yakılan odun külleri titizlikle biriktirilir. Eskiden çamurdan yapılmış debdub adı verilen varil tarzında kapların içine konulan bu küller, mevsimi gelince büyük kazanlarda üzerleri suyla doldurulup, kaynatılırdı. Bu kaynayan kül suyu dinlendirilip “meşkelere” (keçi derisinden yapılmış kırbalara) veya tenekelere doldurulur üzüm harmanının yapılacağı bağa götürülürdü. Bağda kurulmuş olan “ıtfeye” adı verilen ateş ocağın üzerine yerleştirilmiş olan teneke veya büyükçe bir tencere içine doldurulan kül suyu kaynatılır. Bağdan toplanan kerkuşi, zeynebi, zeyti, karfoki, banitad, suvdeni gibi üzümler bu kaynayan suya “ ’ankut” yani salkım salkım batırılır sonra yan tarafa yerleştirilmiş söğüt dalından yapılmış “zembillere” konulur. Burada suyu süzülen üzümler “mıştah” adı verilen toprağı iyice düzeltilmiş harman yerine taşınıp küme küme yığılır. Daha sonra deneyimli biri tarafından bu kümelerdeki üzümler itina ile güneş görecekleri şekilde serilir.

DAHHİYE

Genellikle işin bittiği son gün çocukların eğlencesi başlar. Çocuklar tasunat adı verilen kurumuş bir bitkiyi getirir onun dallarına bir beyaz bir siyah üzüm gelecek şekilde batırırlar. Adeta tezbih tanesi dizer gibi dizerler. İşte bu yaptıkları tatlı oyuncaklarına “dahhiyê” denilir. Dahhiyeler, kimse onlara ulaşıp çalınmasın diye mıştahın yani harmanın orta yerine kuruması için dikilir.


IKREŞ
Kurumaya bırakılan üzümler 8-10 gün sonra toplanmaya başlar. Bu toplama işine “ıkreş” denilir. Toprak üzerinde tamamen doğal şartlarda kumuş olan bu “izbib” dediğimiz kuru üzümler yine tamamen doğal şartlarda toplanır, saplarından ayrılır. Rüzgârda yellenerek çöplerinden ayrılır. Ayrıca “sırrad” adı verilen eleklerden geçirilen bu üzümler kalitelerine göre ayrılır. Çuvallara konulan kuru üzümler eşek veya at sırtında “seriğe/batiha”lara yerleştirilip evlere getirilir. Kuru üzümler çeşitlerine göre “ıkvaralara” veya “debdublere” konulur. Bu kaplar, topraktan yapıldığı için nemlenme sorunları olmaz. Bütün bir yıl ilk günkü tazeliğini koruyan izbibler yani kuru üzümler, istenen vakitte çıkarılır buğday sapından yapılmış “sellelere” konularak yemek için servis yapılır.
50-60 yıl önce misafir ikramı ve kız istemede tatlı olarak sunulan izbib (kuru üzüm) çok önemli bir ihtiyaçtı. Günümüzde kan yapıcı özelliği ve organik (doğal) tatlı olması nedeniyle önem teşkil eden bu kuru üzümler hala bölgemizde eski usullerle yapımı sürmektedir.

HARİYRE/HAVDEL YAPIMI

Mazruvna üzümü yetişti. Onun harika şırasından HAVDEL ve HARİYRÊ yapılmaya başlandı. Bağdan CEMBÊlerle taşınan mazruvna üzümü MA'SARAda ayaklarla çiğnenerek sıkılıyor. Elde edilen şıra DIST adı verilen büyükçe kazanlarda kaynatılır. Ayrıca içindeki tortular dibe çöksün diye içine kaya tozu atılır. Kaynatıldıkça köpürür. Köpükleri alınan şıra biraz dinlendirildikten sonra içine un katılarak tekrar kaynatılmaya başlanır. Kaynatıldığı süre boyunca da dibi tutmasın diye karıştırılır...


Havdel kıvamına geldiğinde kazanların altındaki ateş çıkarılır veya kazan ateş üzerinden indirilir. Önceden hazırlanmış ÇELTE adı verilen kumaşlar açılır ve içine havdel dökülür. Havdel kumaşın üzerinde eşit bir şekilde dağılsın diye çelte değişik taraflara kaldırılıp indirilir. Sonra bu çelteler damlara serilir. Rüzgar çelteleri uçurmasın diye kenarlarına taş konulur. 2-3 saat bekletilen çelteler, kaldırlıp damlardan aşağıya doğru sarkıltılır. Havanın sıcaklığına göre 2-3 gün sonra kuruyan havdel, Hariyrê halini alır. Çelteler eve alınıp hariyrê kumaştan rahat ayrılsın diye alt tarafları hafifçe ıslatılır. Kumaştan ayırılan hariyrê uygun ebatlarda kesilir, yapışmaması için unlanır ve çeşitli şekillerde katlanır. En çok IKTİYBÊ şekli verilen hariyrêler DEBDUBlere konulurdu.
Şimdi daha çok plastik bidonlara konulmaktadır. Kış ve ilkbahar boyunca tatlı niyetine ve dağa gidenlerin ekmeğine katık olmak üzere tüketilir. Hayvan otlatan RA'İ adı verilen çobanların TÜREsinde (torbasında) mutlaka hariyrê vardır.









MATBAH/BAĞBOZUMU/DIBS

Tüm bölge ile birlikte Haldeh'te de Matbah yani pekmez(dıbs) hazırlama işleri yapılıyor. Çok zahmetli olan bu işler, elde edilen mahsüle göre günlerce sürebiliyor.  Gündüz bağdan toplanan mazruvna üzümleri at veya eşek sırtındaki cembêlerle  ma'saralara getirip sıkılır. Bu sıkma işi ayakla çiğnenerek yapılır. Şırası (şire) çıkarılır. Şıra, ma'saranın yanına kurulmuş olan Arapça kör denen ocaklardaki kazanlara (dıst) konulur.
Kazanlarda saatlerce kaynatılarak pekmez yapılır. Bu kaynatma işi çoğu kez gece yarılarına hatta sabahlara kadar sürer. İşi yapanın yanında kendisiyle sohbet eden (ımvennıs) varsa işler daha kolay gelir. Birde gelenek halini almış olan, ev hanımından veya komşudan (ki genellikle birinci derecede akrabalar olur) gizli olarak aşırılan bir tavuk veya horozun kesilerek ocak ateşinde pişirilip yenmesi işlere eğlence katar. Horoz sahibi fark ettiğinde itiraf edilir.  Horoz sahibi "Be hayinler, hiç olmazsa bana bir pay ayırsaydınız!" deyip helallik vermesi neşeye neşe katar. Sonbahar gecelerinin ayazında üşüyen pekmez ustaları ocak ateşine yaklaşır ve derin sohbetlere dalarlar. Bazen bu sohbetler, pekmezin kaynayıp taşmasına neden olur. Ocak başındaki zevklerden bir başkasıda, ocak ateşi közünde  patates, yumurta, biber ve soğanın pişirilip tandır ekmeğiyle birlikte yenmesidir. Yemekten sonra taze mazruvna üzümü yenmesi veya üzüm şırası içilmesi ayrı lezzettir. Kıvamına gelen pekmez bir süre soğutulduktan sonra bidonlara doldulur. Eskiden carra adı verilen testilere doldurulurdu. Pekmez, özellikle kışın olmak üzere tüm yıl boyunca afiyetle yenir.
Cumartesi, 25 Temmuz 2009 10:22 tarihinde güncellendi
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_counterBugün54
mod_vvisit_counterDün417
mod_vvisit_counterBu Hafta940
mod_vvisit_counterBu Ay7947
mod_vvisit_counterToplam1294926
Şu anda 101 ziyaretçi çevrimiçi
Top