Notice: Undefined variable: aa in /home/haldeh.com/httpdocs/templates/bt_travelin/index.php on line 58
TAVUK HIRSIZLARI
English Arabic German Turkish

Özel Haber

 

  Ana Sayfa     Foto Galeri     Video Galeri     Mahalmi Sözlük     Şiirler     Aydınlarımız     Mahalmi Edebiyatı  
  You are here:  Anasayfa Köşe Yazarlarımız Yahya OĞUZ TAVUK HIRSIZLARI
TAVUK HIRSIZLARI PDF Yazdır E-posta
Yazar Yahya Oğuz   
Cuma, 11 Ocak 2013 14:36

Sitemizde Mahalmi Sözlük başlığıyla yayınladığımız çalışmanın sahibi Yahya OĞUZ hocamızın,  yöre kültürünü yansıtan deneme yazılarını yayınlamaya başlıyoruz. Beğenmenizi umarken, Yahya hocamızın kalemine sağlık diyoruz.

TAVUK HIRSIZLARI

Köyü bilirsiniz, her zaman yaramaz çocuklar vardır. Ve her çocuk da ufak tefek yaramazlıklar yapmış olduğuna göre benim de çocukluğumda kendi çapımda yaptığım yaramazlıklar vardır. Hasan adında Arapçada ‘’ Khırabiyat ‘’ dediğimiz davranışlarıyla meşhur bir arkadaşım vardı. Bazen onunla beraber dolaşırken yaptığı yaramazlıklara şahit olmuşumdur. Mesela cami tuvaletlerine giren ihtiyarları alttaki aralıktan gözetleyip ‘’Khısvat lımdeldeĥin’’ deyip kapıya sertçe bir tekme atıp kaçardı. Doksanlı yılların başlarıydı. Birgün Hasan’la birlikte sapanlarımızla kuş avlarken ( Çok iyi nişancıydı. Kuşun kafası kopar, haram gider diye nişan alırken ‘’Neveytu ekhessırki lıžžebĥ ’’ derdi.) kurnaz bir tavırla: ‘’Bunların eti ne ki, hele bu tıntenêler karnımızın köşesine bile yetmez. Şöyle şişkin bir tavuk bulup kessek valla midemize bayram ettiririz.’’ dedi. Ben ‘’Cüret edemem, babam duyarsa kaburgalarımı kırar.’’ dedim. O da ‘’Oğlum korkma, her şeyi ben yapacağım; sen yeter ki bana yardım et.’’ dedi. Sizin komşunuz Dedê Adle var ya onun tavuklarından birini alacağız.’’ ‘’Olmaz, yapacaksan başka mahalleden olsun. Hem kadın dul ve yaşlıdır, yazıktır.’’ dedim.  Ama Hasan, ‘’Diğer mahallelerde nam saldım, oralar şimdilik tehlikelidir. Hem onun çok tavuğu var.’’deyip beni ikna etti.

Hasan’ la buluşmak için evden çıkarken kız kardeşimin birkaç hafta önceki bayramda topladığı şekerleri saydığını gördüm. Bir avuç alıp kaçtım. Arkamdan sövdüğünü, uzun müddet ağladığını evden uzaklaşıncaya kadar duydum. Çok geçmeden Hasan’la beraber bizim evin arka tarafına dönmüştük. Komşumuz Dedê Adle’nin tavukları bizim tavuklarla karışık evimizin arka tarafındaki ‘’ıtyar’’ dediğimiz bahçede dolanırlardı. Hasan: ‘’Sen gözetle, kimse görmesin; ben her şeyi hallederim. Bak şu benekli tavuğu alacağız.’’ deyip duvarın üstünden atlayıp tavukların arasına daldı. Pencerelere kimse çıkar mı diye bakarken kalbim küt küt atıyordu. Gıdak gıdak diyerek sağa sola kaçışan tavukların arasında Hasan elindeki uzun sopayı tavuğun kafasına savurunca tavuk semazenler gibi kendi etrafında dönmeye başladı. Ardından Hasan onu kaptığı gibi duvarı hızla aştı. Koşarken az ilerde ipe serilmiş olan Dedê Adle’nin elbiseleri gözüne ilişti. Sinsice yaklaşıp yaşlıların ‘’ılbes’’ dedikleri uzun donu ipten çekip tavuğu ona sardı. Ardından dere yatağına doğru hızla koşmaya başladı. Ben de peşinden. Biz koşarken birisinin yoldan geçmekte olduğunu görünce saklandık. Ĥaci Ĥıso, korudan kestiği meşe dallarını eşeğe yüklemiş bir şekilde, kendisi önde eşek arkada yanımızdan geçti. Bizi tam on adım geçmişti ki Hasan: ‘’Kawakalla ‘’ dedi. Ĥaci Ĥıso bizi görmediği halde havaya elini kaldırıp ‘’ Alla yırza ‘eleyk. ’’ diyerek yoluna devam etti. Hasan:‘’Bak şimdi ne yapacağım!’’ Yerden kurumuş bir diken buldu ve koşup eşeğe yetişti. Eşeğin kuyruğunu kaldırıp dikeni kıçı ile kuyruğunun arasına koydu. Koymasıyla az önce sallana sallana yürüyen eşeğin sıçraması bir oldu. Acıdan kuyruğunu daha çok kasıyordu. Eşek koşarken neredeyse Ĥaci Ĥıso’yu eziyordu. Hasan ile ben de gülerek kaçışırken ‘’Heşri, ğelok’’ seslerini duyuyorduk. Bir de baktım Hasan mağara taraflarına gidiyor. Kef Kasım ve Mabbah dediğimiz bölgenin aşağısındaki mağaraları bilirsiniz. Bazen geceleyin uzaktan orda yanan ateşler ve danseden siluetler görünce korkardım. Bildiğim kadar mağaralar cinlerin mekânıydı ve geceleyin ateş etrafında dans etmek onların âdetiydi. Yanında demir türünden bir şey yoksa oradan geçenin vay haline. ‘’Ulan oralar cinlidir’’ dediysem de beni dinlemedi. Büyük bir korkuyla Hasan ‘ın arkasından girdim. İçerde isten kapkara olmuş taş ocaklar, sigara izmaritleri, birkaç bira kutusu ve nahoş bir koku vardı. Hasan yarı baygın tavuğu çıkarıp ‘’Hadi, bana yardım et de keselim, yoksa haram gidecek. Baksana hiç bu kadar büyük bir tavuk görmemiştim. Tıpkı Dedê Adle’ye benziyor.’’ dedi. Ben ayaklarından tutunca Hasan’a ‘’Bana gösterdiğin tavuğu yakaladın değil mi?’’ diye sordum. Hasan:’’ Ne eşeksin, senin önünde yakaladım ya!’’ Neyse, Hasan tavuğu kesip tüylerini yoldu. Tavuğun iki kanadından tutarak Dedê Adle’nin taklidini, o paytak yürüyüşünü yaptı. O kadar komik konuşturuyordu ki! ‘’Eftıl ĥevlık, meraytın ılbesi? Hıvervêê ! Ĥaci Ĥıso tici yıtlıbni u ılbêsi žayı’! Bes tequl lıhu morid, ıĥmarık enceğ ibul şevk.‘’ Gülmemiz geçince çevreden çalı çırpı toplayıp tavuğu temizleyip bir çubuğa geçirdik. Hasan cebinden bir gazlı çakmak, biraz tütün ve tütün kâğıdı çıkardı, ateşi Dedê Adle’nin donuyla tutuşturdu. ‘’Bunları nereden buldun?’’ diye sordum.‘’Babamdan-o žalımdan- aldım, bu hırsızlık sayılmaz, büyüyünce ona bakarım belki.’’dedi. İki tane sardı, beraber içtik. ‘’Keşke pepsi olsaydı, o zaman tam bir ziyafet olurdu.’’ dedim. Hasan ‘’Tadı nasıldır, hiç içtin mi?’’ Ben gururla ‘’Evet, bir kere içtim. Beni akrep soktuğu için Estel’e götürdüler. Orda bana pepsi almışlardı, tadı karbonatlı ve şekerli gibiydi ama çok güzeldi. ‘’dedim. ‘’ Ne şanslısın oğlum, keşke senin yerinde olsaydım.’’ dedi. Tavuğu bitiremedik. Hasan, ‘’Sevaptır’’ diye kalanını oradaki yavru köpeklere attı. Akşam ezanından önce eve döndük. Ben hemen ellerimi, yüzümü avludaki ibrikle yıkadım ve hiçbir şeyden haberim yokmuş gibi ıslık çalarak içeri girdim.

Tam oturmuştum ki kız kardeşim elinde benim ayakkabımla içeri girdi. ‘’Baba bak, ayakkabılarını nasıl çamurla kirletmiş!’’ Babam ilk önce önemsemediği ayakkabılara dikkatle baktıktan sonra ‘’Yaklaş bakalım. Bunların üstünde kan mı var? Bir de çamura bulanmış tüyler var!’’ Bana sert bir şekilde baktı. Yüzüm korkudan sapsarı oldu. ‘’Gel bakalım, sana ne göstereceğim?’’ deyip avluya götürdü. Altı sarı civciv bir o tavuğun bir bu tavuğun peşinden gidiyorlar, ama tavuklar onları kovuyordu. ‘’Bizim anaç tavuk kayboldu, sabahtan beri onu bulamadılar, ama senin haberin vardır.’’dedi. Şaşkın ve yüzümden kan çekilmişçesine korkuyla ‘’Ben ne bileyim!’’ deyince babam ‘’Bak doğruyu söyle!’’ derken alnındaki kabarmış damarları görünce ‘’Hasan yaptı.’’ deyip her şeyi anlattım.‘’ Ĥêmiyne ĥıramiyna!’’ yani bizi korur zannettiğimiz hırsızımız çıktı.’’ dedi ve kemerini çıkardı. ‘’Baba ne yapacaksın?’’ ‘’ Bizim evde hortum yok, bunu hortum niyetine kullanacağım.’’ O gün hırsızlığın ne kadar kötü bir şey olduğunu öğrendim. Meğer Hasan, Dedê Adle’nin tavuğu diye o karışıklıkta ona benzeyen bizim anaç tavuğu yakalamış. Dedê Adle’nin donunu saymazsak olan bizim zavallı civcivlere olmuştu.

İki gün sonra Hasan’ı dışarıda gördüm. Her zamanki gibi neşeliydi. Ellerime baktım, o iki kızıl çizgi silinmişti. Hasan’a babasının ona kızıp kızmadığını sordum. Sırtındaki kabuklaşmış çizgileri bana gösterip ‘’Valla ilk defa yaptığım bir şeyden pişman oluyorum. Dayak neyse de ama civcivlerinize üzüldüm.’’ dedi. Ben üstüne fazla gitmedim. Abbaranın altında bilye oynamaya başladık ki dağdan gelen çalı yüklü eşek yanımızdan geçti. Zavallı yine sallanıyordu. Hasan ‘’Bak, seni şimdi güldüreceğim.’’ deyip kuru bir diken aldı. ‘’Hasan yapma, Ĥaci Ĥıso görürse..!’’ ‘’Görünmüyor, korkma! Her zaman eşeğin önünde yürür o, gitmiştir.’’ deyip eşeğe yetişip kuyruğunu kaldırdı. ‘’ Verek ıbın ıl mel’un!’’ diyerek Ĥaci Ĥıso aniden ortaya çıkmaz mı? İkimizi kulaklarımızdan yakalayıp ‘’Demek sizdiniz, (Hasan’a) seni tanıdım, sen Bıro Çekkê’nin oğlusun.(Bana dönerek) Sen kimin oğlusun bakayım ?’’ diye sordu. Sarararak ‘’Amca valla ben birşey yapmadım!’’ dedim. ‘’Bilmez miyim, bilmez miyim!’’ dedi .‘’Bele bele le tıc. Qel  khelfık ene ‘êdi.’’

NOT: Burada geçen kişi ve olayların gerçek olmama ihtimalinin yüksek olmadığı söylenemez.

Yahya OĞUZ

Pazar, 23 Haziran 2013 11:55 tarihinde güncellendi
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Son Haberler


Warning: Creating default object from empty value in /home/haldeh.com/httpdocs/modules/mod_latestnews/helper.php on line 109

Warning: Creating default object from empty value in /home/haldeh.com/httpdocs/modules/mod_latestnews/helper.php on line 109

Warning: Creating default object from empty value in /home/haldeh.com/httpdocs/modules/mod_latestnews/helper.php on line 109

Warning: Creating default object from empty value in /home/haldeh.com/httpdocs/modules/mod_latestnews/helper.php on line 109

Warning: Creating default object from empty value in /home/haldeh.com/httpdocs/modules/mod_latestnews/helper.php on line 109

Çok Okunanlar


Warning: Creating default object from empty value in /home/haldeh.com/httpdocs/modules/mod_mostread/helper.php on line 79

Warning: Creating default object from empty value in /home/haldeh.com/httpdocs/modules/mod_mostread/helper.php on line 79

Warning: Creating default object from empty value in /home/haldeh.com/httpdocs/modules/mod_mostread/helper.php on line 79

Warning: Creating default object from empty value in /home/haldeh.com/httpdocs/modules/mod_mostread/helper.php on line 79

Warning: Creating default object from empty value in /home/haldeh.com/httpdocs/modules/mod_mostread/helper.php on line 79

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_counterBugün24
mod_vvisit_counterDün177
mod_vvisit_counterBu Hafta24
mod_vvisit_counterBu Ay3663
mod_vvisit_counterToplam1273931
Şu anda 7 ziyaretçi çevrimiçi
Top