English Arabic German Turkish

Özel Haber

 

  Ana Sayfa     Foto Galeri     Video Galeri     Mahalmi Sözlük     Şiirler     Aydınlarımız     Mahalmi Edebiyatı  
  You are here:  Anasayfa Köşe Yazarlarımız Yahya OĞUZ BEN DE ORADAYDIM
BEN DE ORADAYDIM PDF Yazdır E-posta
Yazar Yahya Oğuz   
Cuma, 11 Ocak 2013 15:00

En cömert mevsimindesin zamanın ey çocuk. Sendedir henüz kirletilmemiş saf mücevherler ve temiz sayfalar. Görenlerin gıpta ettiği bir beldede uyandın! İnan bana ben de oradaydım.  Çamaşırcı kadınların çocuklarının kirli bezlerini yıkadığı, o zamanlar bana muazzam görünen o ölü gölü yardım. Sarardım boğulurken çocuklar orada. İyi hatırlarım köy matemlerini.  Kahrın diz boyunu geçtiği ama sabrın galip gelip pek az kimsenin öldüğü günlere de aşinayım.

Yüzüme bir yabancıymışım gibi tuhaf bakma, ben de oradaydım. Bak, ben simana bakınca kimlerden olduğunu sorma gereği bile duymuyorum. Orada, lastik ayakkabım ve yamalı pantolonumla kim bilir kaç bin kere arşınladım köyünün sokaklarını. Minaresine çıkınca sanki dünyanın en yüksek noktasına çıkmışım gibi karınca gibi gördüm gelip geçen kalabalıkları. Cami meydanında oturmuş tütün sarıp gelip geçeni seyreden, soran yaşlıların muhabbetine doydum. Akşam ezanları abbara duvarlarında yankılanırken kırlangıçların ve güvercinlerin telaşlı neşesini de bilirim.  Özellikle ramazanlarda akşam ezanlarından sonra oluşan tüm günün yorgunluğunu kovan o sessizliği özlerim. Seher vakti kuzu sürüsünün tıkır tıkır seslerle evimizin penceresinin önünden geçip ardında yoğun bir toz bulutu bırakışını hatırlarım. Benim de yüzüme köy esmerliği katmıştır hasat vakti güneş; yüzüm kavrulmuş, dudağım çatlamış ve saçım sararmıştır bilmelisin. Tadını bilmediğim gazozların kapaklarını servet gibi biriktirirdim bir zamanlar çekmecemde. Betondan bir gedik bulup eşelersen yitirdiğim misketlerimi bile bulursun. Ve ağustos ayında pestil dökülen bezlerin köyde sanki bir festival varmış gibi turuncu bayraklar misali damlarda dalgalanışını, asma çubuklarından yaptığımız koçları pelteye batırmanın zevkini… Anılarla kendimizi karşılıklı olarak yaşama bağlarız.

Bazı şeylerin sana garip ve lüzumsuz geldiğini de bilirim. Senin için bir şey ifade etmiyor olsa bile o anlar değerlidir, dinlenilmeyi hak ederler. Çünkü benliğimizin temelini oluşturan yani ‘ben’i ‘ben’ yapan en önemli şey unutamadığımız hatıralarımızdır. Bir kişinin anılarına saygısızlık o kişinin onuruna yapılmış kadar inciticidir. Özellikle yaşlıları sabırla dinlemelisin. İlgiye muhtaç çocuk gibidir onlar. Açılmak için bir işaret beklerler. Mutlaka öğreneceğin çok şey olacaktır. ’Büyükbabamdan dinlemiştim’ gibi film repliklerine benzer ağır cümleler kurmana yarar belki, anlatacak bir şeylerin olur. Bir albüm yap içinde; dostlarına ve yaşadığın yere dair olsun. Unutma kimin ne zaman ayrılacağını asla bilemezsin. Son nefeslere ayrılık diyorum senin için.

Süpürse de zaman bıraktığım izleri değiştiremez vaktiyle geçtiğimi oradan. Nasıl yapabilir ki? Şüphesiz bu cana kastetmek gibi bir şey olurdu. İşte şurada, en derinlerde inadına kilitledim anılarımı. Şimdi sırada sen varsın. Çünkü bir daha dönmemek üzere sıyrılıyor ellerinin körpe beyazlığı, sonra yerine sert bir tabaka çörekleniyor. Kendi anılarını kazıyorsun benim duvarlarıma, çizgilerimi örtüyorsun. Büyürsün, çakın paslanır ve benim gibi yaban olursun. Saatlerin tik takları dursa bile anlar seni apansız terk ediyor. Uçarı şekilde koştuğun sokakları nakış nakış hafızana işle ki seni de unutturacak durmadan akan nehir. Bir daha aynı suda yıkanamazsan bile unutmadıkların senindir. Çünkü çocuk olmak çoğu şeyi unutmak ve azını hatırlamaktır. Büyümek ise her zaman özlemdir çocukluğuna.

Yahya OĞUZ

Pazar, 23 Haziran 2013 11:52 tarihinde güncellendi
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_counterBugün431
mod_vvisit_counterDün359
mod_vvisit_counterBu Hafta2639
mod_vvisit_counterBu Ay6567
mod_vvisit_counterToplam1293546
Şu anda 35 ziyaretçi çevrimiçi
Top